Gökçeada’da Yetiştiricilik

Gökçeada’da tarihi çok eskilere dayanan tarım ve hayvancılık kültürü varlığını sürdürüyor. Gökçeada’ya has olarak, koyunlar ve keçiler adanın genelinde serbest yayılıyorlar. Doğada serbest dolaşan koyun ve keçilerin besin değerinin ve lezzetinin ise benzeri bulunmamaktadır. Gökçeada’da küçükbaş üretimi “Ekolojik Hayvancılık” olarak tanımlanmaktadır. Biyolojik çeşitlilik anlamında önemli gen kaynaklarına sahip ülkemizde, Gökçeada kuzusu ve oğlağı bu gen haritasında önemli bir yere sahip ve bu kuzular Gökçeada’ya özgü ve sadece Gökçeada’da yetiştiriciliği yapılan bir ırk olma özelliği taşıyor. Gerek süt verimi gerekse kuzularının yaşama gücünün yüksek olması nedeniyle son derece önemli bir gen kaynağı. Gökçeada hayvancılığı içerisinde küçükbaş hayvancılık yapan yetiştiricilerin oranı %88 olup, bunun %58’i koyun yetiştiriciliği ile uğraşan işletmelerden oluşuyor. Serbest koşullarda yetişen kuzular ve oğlaklar, yıl boyunca adanın değişik yerlerinde farklı sürü büyüklüklerinde kendi belirledikleri doğal barınma alanlarında kalmakta, sadece ada meralarıyla beslenmektedir. Bu hayvanlara zorunlu haller dışında sağlık uygulaması dahi yapılmıyor. Yılda bir defa doğal meralarından toplanan küçükbaşlar kırkım işlemleri yapılarak özel boyalarla işaretlenip, kuzuların içerisinden damızlık seçiminin yapılmasından sonra geriye kalan kuzular kesim için ayrılıyor, diğerleri ise tekrar serbest ortamlarına geri bırakılıyor. Bu özel işlem “Madra Yapmak” olarak ifade edilmektedir. Markalaşan Gökçeada Kuzusunun kesim çalışmaları, markanın tescili şartı gereğiyle Gökçeada sınırları içerisinde yapılması zorunlu. Bu durum, Gökçeada için ise ek bir katma değer yaratıyor.